Okunma

322




Âyetlerin Tefsiri


90. Biz İsrailoğullarm denizden yani Kızıl de­nizden geçirdik. Firavun ordusuyla beraber haksjz yere zulmetmek ve üstünlük sağlamak üzere onları takip etti. Nihayet deniz onu çepeçevre kuşatıp ta boğulacak ve helak ola­cağını anlayınca O zaman şöyle dedi: Ben, İsrailoğullarının iman ve ikrar ettiği, âlemlerin Rabbi olan Allah'tan başka ilah olmadığını ikrar ve tasdik ettim. Bu cümle iman iddiasını tekit etmektdir. Yani, ben kendini Allah'a teslim edenlerden ve samimiyetle iman edenlerdenim. İbn Abbas şöyle der;. Ce­brail (a.s.) Firavun'a rahmet yetişir korkusuyla onun ağzma çamur doldur­du.[167]



91. Şimdi hayattan ümit kestiğin zaman mj iman ediyorsun? Oysa Allah'ın azabı sana gelmeden önce ona is­yan etmiştin ve sen sapma, saptırma ve Allah'ın dininden alıkoyma husu­sunda aşırı gidenlerdendin. [168]



92. Bugün senin ruhsuz bedenini denizden çıkaracağız ki senden sonraki insanlara, zorba ve Firavunlara ibret olsun da onlar da senin gibi taşkınlık etmesinler! İbn Abbas şöyle der: İsrailoğullarından bazıları Firavun'un öldüğü hususunda şüphe ettiler. Bunun üze­rine Yüce Allah Firavun'un öldüğü ve helak olduğunu kesin olarak anlama­ları için onun cesedini ruhsuz bir şekilde ve düzgün olarak dışarı atmasını denize emretti.[169] İnsanlardan bir çoğu ayet­lerimizi düşünmekten yüzçeviriyorlar. Onları düşünmüyor ve ibret almıyor­lar. [170]



93. Düşmanlarım helak ettikten sonra is­railoğullarının hoşlarına gidecek güzel bir yere indirip yerleştirdik.

Onlara faydalı, lezzetli ve güzel rızıklar verdik. Din hususunda ancak ken­dilerine ilim geldikten sonra ihtilafa düştüler. Bu ilim, içinde Allah'ın hük­mü bulunan Tevrat'tır. Bu onlar için bir kınamadır. Çünkü onlar din yüzünden ihtilafa düşmüşlerdir. Oysa din, parçalayıcı değil toplayıcı; dağıtıcı değil birleştiricidir. Taberî şöyle der: Muhammed (s.a.v.) gönderilmeden önce bu evsâfı taşıyan birinin peygamberliği hususunda ittifak etmişler ve böyle bir peygamberin gönderileceğini ikrar etmişlerdi. İşte bu evsâfını bil­dikleri peygamber kendilerine gelince bazıları ona inandı bazıları ise inkar etti. İhtilafları işte budur.[171]



94. Eğer sana indirdiğimizden şüphede isen onu Ehl-i kitab'ın âlimlerine sor. Bu takdir ve farz etme üslûbunda bir ifa­dedir. Yani farzedilseki: sen şüpheye düştün o zaman onu bilenlere sor. İbn Abbas, "Peygamber (s.a.v) ne şüpheye düştü ne de sordu," der. Zemahşerî de şöyle der : Bu, "Diyelim ki ve farz edelim ki" üslûbunda bir ifâde olup san­ki şöyle söylenmiştir: Meselâ bir şüphe meydana gelirse ve şeytan senin aklına farazî herhangi bir hayal getirirse bu takdirde onu Ehl-i Kitab'ın âlimlerine sor. "Mesela ve faraza" yoluyla söylenmiş âyeti ile şüphesiz ki Onlar Kur'an'dan kuşkulandıncı bir şüphe içindedirler.[172] âyeti arasında büyük bir fark vardır. Zira ikincisinde şüphenin varlığı pekiştirilerek vurgulanmıştır.[173] Bazıları şöyle der: Bu hi­tap Peygamber (s.a.v)'e dir. Ancak maksat diğerleridir. Eğer şüphede isen Ehl-i kitab'tan Tavrat ve İncil'i bilenlere sor. Bu olay sana anlattığımız şekliyle onlar tarafından da kesin olarak bilinmekte­dir. Bundan maksat, Kur'an'm anlattığı kıssalar hakkındaki şüpheyi gider­mektir. Ey Muhammed Rabbinden sana açık gerçek ve doğru haber gelmiştir. Onun hakkında herhangi bir şüphe arız olamaz, Sakın şüpheye düşenlerden olma. [174]



95. Sakın Allah'ın ayetlerinden bir şeyi yal anlam ayasın, Sonra dünyası da âhireti de hüsrana uğra­yanlardan olursun! Beyzavî şöyle der: Bu teşvik, tekit türünden olup müş­riklerin Rasulullah (s.a.v.)'i şüpheye düşürme ümitlerini ortadan kaldırmaya yöneliktir.[175] Kurtubî de şöyle der: Bu iki âyette hitap Peygamber (s.a.v.)­dir. Ancak maksat diğerleridir.[176]



96. Haklarında, Allah'ın ezelî iradesiyle, Rabbinin azap hükmü vacip olanlar, [177]



97. Kendilerine deliller ve mucizeler gelse bile ebediyyen inanmazlar. Neticede Firavun gibi, acıklı azabı görünce inanırlar. Fakat bu imanın onlara faydası olmaz. [178]



98. Keşke o halkını yok ettiğimiz belde­lerden bir tek belde, azabı gördükleri zaman inkarlarından tevbe edip sami­miyetle inansalardı da, o vakit bu imanları onlara fayda verseydi. Ancak Yunus (a.s)'un kavmi in­karlarından tevbe ederek Allah'a inanınca, dünya hayatındaki horlayıcı ve rezil edici azabı onlardan kaldırdık. Bir süreye kadar onları faydalandırdık. Yani onları ecelleri gelene kadar bıraktık. Katâde şöyle der: Rivayete göre Yunus (a.s) kavmine, azap geleceğini haber verdi sonra aralarından ayrıldı. Kavmi, peygamberlerini kaybedip de azabın kendile­rine yaklaştığını anlayınca Allah onlara tevbe etmeleri hissini ilham etti ve rahipler gibi giyindiler. Allah doğruluklarını ve yaptıklarına pişman ola­rak tevbe ettiklerini anlayınci onlardan azabı kaldırdı.[179]



99. Eğer Rabbin dileseydi, elbet­te bütün insanlar iman ederdi. Lâkin hikmete aykırı olduğu için bunu iste­medi. Çünkü Yüce Allah, kullarının kendi ihtiyaçları ile iman etmelerini ister, zorla iman etmelerini istemez. İnsanla­rı iman etmeye ve senin dinine girmeye sen mi zorlayacaksın? Sonra böyle bir görev verilmedi. Bu âyet, bütün insanların iman etmelerini şiddetle ar­zulamasından dolayı duyduğu sıkıntıya karşı Nebî (s.a.v)'yi tesellî etmekte ve onun içini rahatlatmaktadır. İbn Abbas şöyle der: Nebî (a.s), herkesin iman etmesini çok arzu ediyordu. Yüce Allah ona, daha evvel Levh-i Mah-fûz'da mutlu olacağı yazılanlardan başkasının iman etmeyeceğini; yine orada bedbaht olacağı yazılanlardan başkasının dalâlette düşmeyeceğini haber verdi.[180]



100. Allah istemedikçe ve muvaffak kılmadıkça hiçkimse iman edemez, Allah azabı, Allah'ın âyetlerini düşünmeyenlere ve akıllarını, fayda verecek şey­lerde kullanmayanlara verir. [181]



101. Ey Muhammed ! O kâfirlere de ki : Düşünme ve ibret alma bakışı ile şöyle bir bakın: Göklerde ve yerde, Allah'ın birliğine ve onun kudretinin kemaline delâlet eden ne gibi âyet ve deliller var? Fakat, Allah tarafından bed­baht olacakları yazılan bir kavme, deliller ve uyarılar ne fayda verir? [182]



102. Mekke müşrikleri, kendile­rinden önce gelip geçmiş olanların başlarına gelen olayların benzerinden ve onlara inen azap ve musibetten başkasını mı bekliyorlar?

Ey Muhammed! Onlara de ki: "Haydi, taşkınlığınızın ve yalanlamanızın sonunda başınıza gelecekleri bekleyin. Ben de sizin he­lakinizi ve yok olmanızı bekleyenlerdenim. [183]



103. Sonra biz, yalanlayanlar üzerine azab indiği zaman, peygamberlerimizi ve iman edenleri böyle kurtarırız. Şüphesiz, üzerimize bir borç olarak inananları kurtarırız. Rabî' b. Enes şöyle der: Allah, azabı ve cezası ile onları rasullerini ve on­larla beraber mü'minleri kurtaracağını onlara haber verdi.[184]



104. Ey Muhammed! Kavminden müşrik olan o kişilere de ki: Eğer benim getirdiğim dinin gerçek ve doğru olduğunda bir şüpheniz varsa, Bilin ki ben, sizin Allah'ı bırakıp da ibadet ettiğiniz, hiçbir fayda ve zararı dokunmayan putlara ibadet etmem, Fakat ben, sizi öldürecek olan, hayat vermek ve öldürmek kudreti dahilinde olan Allah'a ibadet ede­rim. Taberî şöyle der: Bu, bir tariz ve güzel bir işarettir. Sanki şöyle diyor: Siz, benim dinimde şüphe etmemelisiniz. Sizin ancak akılları olmayan, hiçbir zararı ve faydası dokunmayan putlara ibadet konusunda şüpheye düşmeniz gerekir. Benim ibadet ettiğim Ilâh'a gelince, o, mahlûk'atı kudre­ti altında tutar, fayda ve zarar verir.[185] Bana mü'min olmam ve Allah'ı birlemem emredildi. Ben ona birbaşkasını ortak tutmam.[186]



105. Bana dinde doğru olmam, yani İbrahim'in dini olan yüce Hanif Dini üzerine olmam emredildi, Bana, "Rabbine, ibadette başkasını ortak kılanlardan olma" denildi. [187]



106. Bu âyet, az önce yasaklanan hususu tekit etmektedir. Yani, Allah'ın dışında, ilâhlar ve putlar gibi hiçbir zararı ve yararı dokunmayan şeylere ibadet etme. Eğer sen, ilâh oldukları iddia edilen bu varlıklara ibadet edersen nefsine zulmeden kemselerden olursun. Zira böyle yapmakla nefsini Allah'ın aza­bına sunmuş olursun. Daha önce de geçtiği gibi, burada Rasulullah (s.a.v)'a hitap edilmekte, fakat başkaları kastedilmektedir. [188]



107. Eğer Allah sana bir zarar vermek isterse, bu zararı ondan başka kimse geri çeviremez. Eğer sana bir nimet veya bolluk ihsan etmek isterse, onun sana gelmesine de hiç kimse engel olamaz. O, bu lütuf ve ihsanı di­lediği kuluna verir. O, kullarının günahlarını bağışlayan ve doğru yolda olanlara merhamet edendir. [189]



108. De ki: "Ey insanlai'! Size Rab-binizden güzel hükümleri kapsayan yüce Kur'an geldi. Kim, iman etmek suretiyle doğru yolu bulursa, doğru yolu bulmasının yararı sadece kendisinedir. Kim de inkar etmek ve imandan yüzçevirmek suretiyle sapıklığa düşerse, onun sapıklığa düşme­sinin vebali yalnız ona aittir. Ben, sizin amellerinizi bek­leyen bir bekçi değilim. Ben sadece bir müjdeleyici ve korkutucuyum. [190]



109. Ey Muhammedi Sen bütün işlerinde Rabbinin sana vahy ettiklerine Allah, seninle onlar arasında hükmünü verinceye kadar, tebliğ görevini yaparken başına gelen musibet ve sıkıntılara sabret. Hüküm verirken, doğru ile bâtılı en iyi ayıran o dur. Bu âyet Hz. Peygamber (a.s)'i teselli, müşrikleri ise tehdit et­mektedir. [191]



Edebî Sanatlar


1. Daha önce isyan ettiğin halde, şimdi mi iman ettin?" Buradaki soru, kınama ve inkâr ifâde eder.

2. yerleştirdik ve yerleşme yeri" kelimeleri arasında iştikak cinası vardır.

3. Rabbinin kelimesi". Bu, ezelde bedbahtlık hükmü veril­mesinden kinayedir.

4. Sonra peygamberlerimizi kurtarınz" Burada, mazideki bir olayı anlatırken muzari sıygasının kullanılması, olayın meydana geliş şeklini gözler önüne getirmek suretiyle, işin önemini ve büyüklüğünü göste­rir.

5. Sana fayda vermeyen ve Sana zarar verme­yen" lafızları arasında tıbak vardır.

6. Allah sana bir zarar verirse" ve Allah senin için bir hayır dilerse" cümleleri arasında hoş bir "mukabele" sanan vardır. Bu da edebî sanatlardandır.

7. Kim doğru yola ererse" ve " Kim sapıklığa düşer­se". Bu ikisi arasında tıbak vardır.

8. Allah hükmeder" ve hükmedenler" arasında işti­kak cinası vardır. [192]



Faydalı Bilgiler


İmam Fahreddin er-Râzi şöyle der : Firavun üç defa iman etti: Birin­cisi "iman ettim" demesi. İkincisi: İsrail oğullarının inandığından başka ilâh yoktur" demesi. Üçüncüsü de, Ben de müslümanlardanım[193] demesi. Buna rağmen Onun imanının kabul edilmemesinin sebebi nedir? Cevap: O, ancak azap inince iman etti. Böyle bir vakitte iman kabul edilmez. Çünkü bu hal, zorlama hâlidir. Bu durumda tevbe ve iman fayda vermez. Yüce Allah şöyle buyurdu: Fakat azabımızı gördükleri zaman, imanları kendile­rine bir fayda vermeyecektir.[194]



Bir Uyarı


Tefsirciler şöyle der:

Allah'ın, Firavun boğulduktan sonra onun cesedini kurtarmasının hik­meti şudur: Bir kavim onu ilah olduğuna inanmış ve böyle bir kimsenin ölmeyeceğini iddia etmişti. Allah, onun öldüğünü iyice bilmeleri ve dün son derece azametli ve haybetli olan kişinin, bugün zelil ve hakir bir hale geldiğini anlamaları için, mahlukatın onu bu durumda görmelerini ve böylece onun herkese bir ibret ve zalimlerin taşkınlıklarına bîr engel ol­masını istedi.

Allah'ın yardımı ve muvaffakiyet ihsan etmesiyle Yûnus Sûresi'nin tefsiri tamamlandı. Âlemlerin Rabbı olan Allah'a hamd olsun. [195]





--------------------------------------------------------------------------------

[1] Yûnus sûresi, 10/2

[2] Yûnus sûresi, 10/3

[3] Yûnus sûresi, 10/38

[4] Yûnus sûresi, 10/31

[5] Yuus suresi 10/109.

Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/9-10.

[6] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/10.

[7] Râzi, Tefsir-i Kebir, 17/7

[8] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/15.

[9] Kurtubî. 8/306

Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/16.

[10] Geniş bilgi için Bakara sûresinin evvelinde yazdıklarımıza bakınız.

[11] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/16.

[12] Beyzâvî, 235

Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/16.

[13] Muhtasar-ı İbn Kesir, 2/25. Konu hakkında geniş bilgi İçin bakınız, Safvetu't-Tefâsîr 2.cilt A'raf sûresi'niıı 54. âyetinin tefsiri.

[14] Ebussuûd, 2/307

[15] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/16-17.

[16] Câsiye sûresi, 45/24

[17] Beyzâvî, 236

Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/17.

[18] Taberî, 11/86

[19] Ebussuûd, 2/310

Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/17-18.

[20] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/18.

[21] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/18.

[22] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/18.

[23] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/18.

[24] Müslim Cennet 18,/109 Darimi Rikak 104 Ahmed b. Hanbel Müsned III/349 354

[25] Ra'd sûresi, 13/23-24

[26] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/18-19.

[27] Taberî,! 1/91. Bazı tefsirciler şöyle der: Bu âyet Mekke kâfirleri hakkında indi. Zira on­lar şöyle demişlerdi: Ey Allah'ım! Eğer bu ki­tap, senin kalından gelmiş bir gerçekse üzerimize gökten taş yağdır."( Enfâl sûresi, 8/32) Ze-mahşerî şöyle der: Eğer onların isteklerini kabul edip, hayri çabucak verdiğimiz gibi, istedikleri şerri de çabuk versek, onlar mutlaka Öldürülür ve yok edilirlerdi. (Keşşaf,2/232)

[28] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/19.

[29] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/19.

[30] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/19-20.

[31] Kurtubî, 8/318

[32] et-Teshîl, 2/90

[33] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/20.

[34] el-Bahr, 5/131

[35] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/20.

[36] er-Râzi, 17/57

Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/20-21.

[37] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/21.

[38] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/21.

[39] Muhtasar-! İbn Kesir, 2/188

[40] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/21-22.

[41] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/22.

[42] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/22.

[43] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/22.

[44] Ahmed b. Hanbel, Müsned, V/451; Tirmizî, Kıyame, 42; fbn Mâce, İkâme 174.

[45] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/23.

[46] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/28.

[47] el-Bahr, 5/120

[48] Abese, 80/41

[49] Kurtubî, 8/33 L

[50] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/28.

[51] Allah'ın, çabukluk sıfatıyle nitelenmiş olan bu tuzağı, onları cezalandırmasıdır. Burada müşâkelet ve cezaya günahın adını vermek için Yüce Allah cezaya "mekr" dedi.

[52] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/28-29.

[53] Kurtubî, 8/325

[54] el-Bahr. 5/139

Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/29.

[55] el-Bahr, 5/140

[56] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/29-30.

[57] Taberî, 11/102

[58] Ruhu'l- Meanî, 11/102

Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/30.

[59] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/30.

[60] Bu mana Müslim'in rivayet; ettiği sahih bir hadiste bildirilmiştir. Bkz. Müslim, iman,

[61] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/30-31.

[62] Cevhere Müellifi şöyle der: Kötülüklerin cezası Allah katında verilir. İyiliklerin mükafatı ise kat kal fazlası ile verilir.


[63] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/31.

[64] Yasin sûresi, 36/59

[65] Kurlııbî, 8/ 333

[66] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/31.

[67] Bakara sûresi, 2/166

Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/31.

[68] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/31-32.

[69] En'am sûresi, 6/46

[70] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/32.

[71] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/32.

[72] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/32.

[73] Bu, Taberî'nin görüşüdür. Bazı lefsirciler şöyle der: Bundan maksat, kendilerine doğru

[74] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/32-33.

[75] Taberî, 11/115

[76] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/33.

[77] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/33.

[78] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/33.

[79] Taberî, 11/118

Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/33-34.

[80] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/34.

[81] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/34.

[82] Fi Zilali'l-Kur'an, 11/145

[83] Yunus sûresi, 10/31

Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/35.

[84] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/41.

[85] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/41.

[86] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/41.

[87] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/41.

[88] Muhtasar-ı İbn Kesir, 2/195

Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/41.

[89] Kurlubî, 8/346

Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/42.

[90] Taberî, 11/120

Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/42.

[91] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/42.

[92] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/42.

[93] Muhtasar-ı İbn Kesir, 2/196

[94] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/42.

[95] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/42-43.

[96] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/43.

[97] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/43.

[98] Taberî, 11/122

[99] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/43.

[100] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/43.

[101] Bir görüşe göre mânâ şöyledir: Siz azaptan kaçamazsınız. Biiakİs, çaresiz o size yetişecek. (Taberî Tefsiri)

Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/43.

[102] Al-iİmran Suresi, 3/91

[103] Ceiâleyn, 2/192. Ebu Hayyan şöyle der: Pişmanlıklarını gizlemeleri, onların hiç düşünmedikleri, akıllarına gelmeyen ve kuvvetlerini sıfıra indiren şeyleri görmelerinden do­layı apışıp kalmaları yüzündendir. O anda artık ne bağırabilirler ne de ağlayabilirler. Nitekim asılmaya götürülen bir kimsenin dili tutulur. Donmuş olarak apışıp kalır.

[104] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/43-44.

[105] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/44.

[106] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/44.

[107] Keşşaf, 2/353

Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/44.

[108] el-Bahr, 5/171

[109] Tirmizî, Sünen, Zühd,13; ibn Mâce, Zühd,37

Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/44.

[110] Muhtasar-ı Ibn Kesir, 2/198

[111] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/44-45.

[112] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/45.

[113] Taberî, 11/130

Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/45.

[114] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/45.

[115] Taberî, 11/132

Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/45-46.

[116] Bazı tefsircilere göre, dünyadaki müjde, mü'minin göreceği veya ona gösterilen "doğru rüya"dır. Bu husus, Hâkim'in rivayet ettiği bir hadiste bildirilmiştir. Taberî, müjdenin doğru rüya ve ölüm anında meleklerin müjdesi ile gerçekleşeceği görüşünü tercih eder.

[117] Fussilet, 41/30

[118] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/46.

[119] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/46.

[120] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/46.

[121] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/46-47.

[122] Bu ne büyük, cehalet ve ahmaklıktır ki, rahiplerinin mukaddes olduklarını, dolayısıyle evlenmediklerini iddia edip, onları çocuk edinmekten tenzih ederken, yüceler yücesi olan Allah'a çocuk isnat ediyorlar!

[123] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/47.

[124] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/47.

[125] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/47.

[126] Telhisu'l-Beyân, s. 156

[127] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/47-48.

[128] Yûnus, 10/53.

[129] Sebe' sûresi, 34/3.

[130] Teğâbun sûresi, 64/7.

[131] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/48.

[132] Maun sûresi, 107/1.

[133] Alak sûresi, 96/9-10.

[134] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/48.

[135] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/52.

[136] Râzî. 17/136

[137] Kurtubî, 8/363

[138] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/52-53.

[139] Ebussuud. 2/341

Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/53.

[140] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/53.

[141] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/53-54.

[142] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/54.

[143] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/54.

[144] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/54.

[145] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/54.

[146] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/54.

[147] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/54.

[148] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/54.

[149] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/54.

[150] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/54-55.

[151] İmam Suyûtî, Hz. Musa'ya inananların Firavun'un kavminden olduğu görüşünü tercih eder. Bizim tefsirimiz İse Taberî ve Cumhûr'un görüşüdür. Tercihe şayan olan da budur.

[152] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/55.

[153] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/55.

[154] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/55.

[155] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/55.

[156] Denildi kî : Bundan maksat, "evlerinizi kıble tarafına yöneltiniz" demektir.

[157] Taberi 11/154.

[158] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/55.

[159] Buradaki lâm şu ayetteki lâm gibidir : sonunda kendilerine bir düşman ve bir tasa olsun diye Firavun ailesi Musa'yı yitik çocuk olarak (nehirden) aldı" (Kasas suresi 28/8) Haberde şöyle söylenmiştir : Yani, mücadele edin, so­nunda ölüm vardır. Bina yapın, sonunda yıkılacaktır.

[160] Ebu Hayyan, el-bahr 5/187

Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/55-56.

[161] Taberi 11/161

[162] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/56.

[163] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/56.

[164] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/56.

[165] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/60.

[166] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/60.

[167] Taberî 11/163. Rahmetin yetişmesinden maksat boğulmaktan kurtulmaktır. Firavun'un isteği yardımsız bırakılan kimsenin isteğine benzer. Bunu Ebussuûd söylemiştir.

Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/61.

[168] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/61.

[169] Muhtasar-ı İbn Kesir 2/206

[170] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/61.

[171] Taberî 11/167

Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/61.

[172] Hûdsûesi 11/110.

[173] Keşşaf, 2/370

[174] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/61-62.

[175] Beyzâvî, 245.

[176] Kurlubî. 8/383.

Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/62.

[177] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/62.

[178] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/62.

[179] Taberî, 11/171

Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/62-63.

[180] Kurtubî, 8/385

Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/63.

[181] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/63.

[182] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/63.

[183] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/63.

[184] Taberî 11/176

Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/63.

[185] Taberî, 11/176

[186] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/63-64.

[187] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/64.

[188] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/64.

[189] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/64.

[190] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/64.

[191] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/64.

[192] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/64-65.

[193] Yûnus sûresi, 10/90

[194] Râra, 17/154; Gâfir sûresi, 40/85

Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/65.

[195] Muhammed Ali Es-Sabuni, Safvetü’t-Tefasir, Ensar Neşriyat: 3/65.





yARen



 

Sohbet Girişi

 

Nick

 

Sifre

 
 
 

 

 Rastgele Konular
Son Eklenenler

 Rejimdiyetci.com  | Sohbetcileriz Forum

 Chat  Sohbet Chat Kanlları Sohbet -Rejim


Warning: file(identler.txt) [function.file]: failed to open stream: No such file or directory in /home/chatgulu/public_html/sayfa.php on line 875

Warning: array_rand() [function.array-rand]: First argument has to be an array in /home/chatgulu/public_html/sayfa.php on line 877
">