|
|
 |
 |
Okunma |
|
72 |
Allah, Azrail’e dedi ki:
- Ey Nakib; bu dertli halktan kime acırsın?
Azrail:
- Herkese yüreğim yanar, lakin emri ihmal etmekten korkarım, hatta derim ki;
Allah gençlerin yerine beni feda etse!
Allah:
- Daha çok kime acırsın, gönlün kime yanar, hangi kula daha ziyade kavrulur?
Azrail:
- Bir gün; bir gemi, koca dalgalar arasında ceviz kabuğu gibi sallanıp dururken emir aldım, gemiyi paramparça ettim
"Hepsinin canını al, yalnız filan kadınla o çocuğun canını alma" dedin
Hepsi emrin mucibince deryayı boyladı, ecel şerbetini içtiler, kadınla
küçücük çocuğu birer tahta üstünde kaldılar Dalgalar tahtaları
sürüklerken; "ananın ruhunu kabzet, çocuğu yalnız bırak" diye emrettin
Ruhunu alarak çocuğu anasından ayırdım, ama sen de bilirsin ki, bu bana o
kadar acı geldi ki, çok büyük yaslar gördüm, o çocuğun acısı içimden
hiç çıkmadı! Dedi
Allah:
- Ben o çocuğu kendi lûtfumla yetiştirdim Dalgaya: "Onu bir ormana at!"
Dedim O ormanı; güller, reyhanlar, sümbüller, yenmesi hoş meyvelerle
bezedim Binlerce güzel sesli kuşlar, tatlı pınarlar, güllerden yataklar
verdim Fitneden korudum Güneşe; ona zarar verme, yele; ona yavaş es,
buluta; onun üstüne yağmur yağdırma, şimşeğe; ona o kadar şule verme,
kışa; yeşillikleri tamamen tüketme, yaza; bu bahçeyi yakma diye emirler
verdim
Rabbim cümlemize son nefeste kelime i şehadet getirerek güzel ölüm nasib etsin!
|