Vücudumuzda
bulunan bütün hücreler belli bir düzende kontrol altında çoğalırlar ve
kendini yenilerler. Bazı nedenlerden dolayı -bu nedenleri birazdan
inceleyeceğiz- ise hücrelerin çoğalması kontrol edilemez. Bu kontrolsüz
çoğalma sonucu oluşan hücreler birarada birikerek tümör oluştururlar.
Tümör dediğimiz şey hücre topluluğudur. Tümörlerin bir kısmı çoğaldığı
yerde kalır fakat bir kısmı ise dolaşımla daha başka organlara
yayılırlar ve onları tahrip edebilir. İşte bu yayılan tümörlere kötü
huylu tümör ya da "kanser" denir. Kanser hücreleri başka yere yerleşip
orada çoğalma özelliğine sahiptir. Prostat ise bütün erkeklerde bulunan
bir organdır. Erkekte meninin yapımından sorumludur. Bu bezde ortaya
çıkan kansere prostat kanseri denir.
KİMLERDE GÖRÜLÜR? Erkeklerde
en sık görülen iç organ kanseri prostattır. 50 yaşın üstündeki
erkeklerde akciğer kanserinden sonra en çok öldüren kanser türüdür.
65-75 yaş arasında görülme ihtimali en fazladır ve yaşlı erkeklerin
hastalığı diye de bilinir. Belirti vermeyen türü daha yaygındır ve 75
yaşından sonra bu türün görülme sıklığı yüzde 50'nin üzerindedir. Yaş
ilerledikçe prostat kanseri riski artmaktadır. Çünkü yapılan
araştırmalara göre 65 yaşın üzerindeki kişilerde görülme ihtimali
fazladır.
PROSTAT KANSERİNİN NEDENLERİ Nedeni tam olarak
bilinmemekle birlikte hormonların, genetik (aileden gelen) ve çevresel
faktörlerin bu hastalığın oluşmasında sebepler olduğu düşünülmektedir.
Ergenlikten önce ortaya çıkmadığı için ergenlikten sonra salgılanan
hormonlar ve bu kanserin tedavisinde kullanılan hormonların (östrojen
gibi) varlığı hormonların bu hastalık üzerinde etkili olduğunu
göstermektedir.
Prostat kanserli kişilerin birinci derecede
akrabalarında da hastalık riskinin arttığı belirlenmiştir. Bu yüzden
genetik faktörler de prostat kanserinden sorumlu tutulmaktadır.
Amerikalı siyah ırkta, afrika kökenlilerde daha fazla görülür ve daha
erken yaşta ortaya çıkar. Bu durumun sebebi henüz bilinmemektedir.
Prostat kanserine neden olan genleri bulmak için hala çalışmalar devam
etmektedir.
Belirli coğrafik yerlerde prostat kanserinin daha çok
görülmesi çevresel faktörlerin de rol oynadığını düşündürmektedir.
Özellikle İskandinav ülkelerinde daha çok görülür. Japonya ve bazı asya
ülkelerinde daha az görülmektedir. Bu bölgelerden riskli bölgelere göç
sonucu hastalık riski artmamış fakat sonraki nesilde arttığı
görülmüştür. Bu da çevresel etkinin önemini göstermektedir. Hayvansal
yağ içeriği yüksek olan besinlerle beslenmenin de hastalık riskinin
arttırdığı düşünülmektedir.
PROSTAT KANSERİNİN BELİRTİLERİ Hastalık
sinsi seyreden ve yavaş gelişen bir durum olduğundan genelde hastalığın
erken döneminde belirti vermez. Hastanın da pek şikayeti olmaz. Ama
hastalık ilerledikten sonra -genelde idrar yolunun tıkanmasıyla ortaya
çıkar- şu belirtiler görülür:
idrar yaparken zorlanma, sık sık idrara çıkma ve gece bunun için uyanma, idrarda kan görülmesi. Bu
yukarıdaki belirtiler prsotatın büyümesi sonucu ortaya çıkar. Tümör
yayıldığında ise vücutta ağrı (genelde bel ağrısı) kilo kaybı gibi
durumlar görülür.
PROSTAT KANSERİ TANISI NASIL KONUR? PSA
düzeyinin ölçülmesi, elle yapılan muayene, ultrason, röntgen, prostattan
parça alarak prostat kanseri tanısı yapılır. PSA prostatta üretilen bir
madde olduğundan bunun kanda olması gereken miktardan fazla olması tanı
konmasında önemlidir. Normal değer 4 ng/dl ve bunun altıdır. Elle
yapılan muayeneyle oluşmuş tümör varsa anlaşılır fakat bu yeterli bir
yöntem değildir. Kanserin kemiklere yayılıp yayılmadığını anlamak için
kemik filmi çekilir. Aynı durum akciğer için de geçerlidir. Ultrasonla
kanser görülebilir ve nerelere yayıldığına, büyüklüğüne bakılır.
Prostattan alınan parçayla mikroskobik olarak inceleme sonucu kanser
tanısı konabilir.
PROSTAT KANSERİ TEDAVİ YÖNTEMLERİ NELERDİR? Prostat
kanseri erken tanısında tamamiyle tedavi edilebilen bir hastalıktır.
Öncelikle uygun tedavi için tümörün incelenmesi gerekir. Kanserin
yayılması incelenir. Tümörün nerelerde bulunduğuna bakılır. Tedavi
yöntemlerinden biri ilaç tedavisidir. Kanser hücrelerini yok etmede
kullanılan ilaçlarla yapılır. Ayrıca yapılan hormon tedavisi de
ilerlemiş prostta kanserlerinde uygulanır. Östrojen hormonu verilir. Bir
diğer tedavi şekli ışın tedavisidir. Radyoterapi denilen yöntemdir.
Amaç kanser hücrelerini öldürmektir. Ameliyatla yapılan tedavi sonucu
prostat bezi, tümörün yayıldığı organlar çıkarılır.
Ancak şunları
unutmamak gerekir ki, herkes için aynı tedavi yapılmaz. Tedavideki amaç
ömrü uzatmaktır. Hastalık çok ilerlerse tedaviyle hastalık sadece
yavaşlatılabilir. Hemen tedavi edilebilen bir hastalık değildir. Bu
yüzden 50 yaşın üzerindekiler hastalığın taraması için doktor tarafından
kontrol edilmelidir. Hastalık pek belirti vermediği için erken tanı
konması çok önemlidir. Ayrıca tedaviler o kadar rahat ve yan etkisiz
değildir. Mutlaka size en uygun tedavi seçilmelidir.