Okunma

184

Yüce Allahın rasülü ve peygamberi olan, Muhammed (sav)’in ismi şöyledir: Muhammed ibn-i Abdullah ibn-i Muttalib. O mübarek miladi 570 senesinde Arabistan’ın Mekke şehrinde, dünyaya ve bütün âlemlere var olabilme sebebini oluşturmak için, teşrif eylemiştir. Mekke'deki mukaddes Kâ'be-i SerifYüce ve kutsal görevini bitirdikten sonra da miladi 632 senesinde Medine’de, yüce Rabbimiz’in huzuruna dönerek, bizlerden ayrılmıştır. Kendisi soy olarak asil ve meşhur olan Kureyş kabilisinden gelmiştir. İsmi arapçadaki “hamd” kelimesinden türemiştir ve mana olarak övülmüş, meth edilmiş anlamına gelmektedir. 40 yaşında Cebrail (as)’dan Kur’an-ı Kerim’in ilk Ayetlerini işiterek yüce Allah tarafından mukaddes ve ulu olan peygamberlik görevine atanmıştır. Ve gelecek 23 senede de Kur’an-ı Kerim’in peyder pey kendisine nazil olmasıyla vahiy tamamlanmıştır. Peygamberliğinin ilk 13 senesinde kendisi, ve onunla beraber ona uyan mü’minler, Mekkede geçirerek büyük imtihanlar (açlık-susuzluk, cemiyetden ve şehirden 3 sene boyunca çöle dışlanmaları, maddı ve manevi ambargo, kaba kuvvet, hüzün dolu günler vs.) geçirmiştir. Bu imtihanlar (imanı kuvvetlendirme) safhasından sonra yüce Allah’ın emri ile inananlar ile birlikte Medineye hicret etmiştir. Medine’de toplumsal huzur bularak güvene kavuşmuştur. Burada diğer kabilelerle anlaşarak ilk defa İslam Devleti oluşturmuştu ve bundan sonra düşmanlarına karşı koyma izni de almıştır. Dünya tarihinde hiç bir insan yoktur ki, Muhammed (sav)’in hakkında ki kadar düşünülüp kütüphaneler dolu yazılar yazılsın. O mübareğin kişiliği ve yaşamı dünyayı tamamen değiştirmiştir. Her zaman olduğu gibi dünyanın her köşesinde milyonlarca müslüman O mübareğin güzel örneklerine uyarak günlük hayatlarını idame etmeye gayret etmektedir. Bu sitede O’nu hakkıyla tarif etmek bizim imkanlarımızı aşar. O’nun için kısaca O’nun kişiliği, karekteri, hakkındaki gayri müslim düşünürlerin söyledikleri ve kendisinden örnek sözler aktararak ile yetinmek mecburiyetindeyiz. Bütün insanlığa yüce Allah tarafından ançak rahmet olarak gönderdiği ve “habibim – sevgilim” diye hitab ettiği, O mübarek insana ve peygambere salat-u selâm olsun. Elhamdulillahir Rabbil Âlemin. Âmin.

KİŞİLİĞİ
O çok zarif, ince ruhlu, asil ve günümüzün tabiri ile çok “gentilmen” bir insan idi. Mübarek yüzü dolunay gibi parlıyor idi. Boyu gayet mutedil orta boyda idi, ne fazla kısa, ne de fazla uzun idi. Muhammad (sav.)Şaçları düz olmakla beraber uzun olduğu zaman ortadan ayırık idiler. Kısa olduğu zamanlar kulak memelerini de geçmez idiler. Mübarek cildi hafif parlak beyaz renge yakın bir renkte idi. Alnı geniş, kaşları hafif eyik ve sık olmasına rağmen daima mumtazam idiler. Kaşları arasında ince bir damar vardı ki, mübareğin öfkelendiyi zamanda bu damar hafifce şişer idi. Burnu gayet düz ve parlak idi. Sakalları sık, yanakları düzdü. Ağızı hafifce büyük idi, dişleri tane tane inciler gibi idiler. Boynu o kadar güzeldi ki. Boyu ve vücutu orta halde olmasına rağmen O çok kuvvetli idi. Göğsü ve karnı geniş idi. Baldırları büyüktü. Ön kolları hafifce uzundu. Elleri açık ve büyüktü. Elleri ve ayakları kuvvetlice idiler. Ayakların üstü düzdü. Yürüyüşü emin ve kuvvetli olmasına rağmen sanki bayır aşağı yürür gibi sakin idi, adımları da gayet mumtazamdı. Bir tarafa döndüğü zaman bütün vucutuyla döner idi. Bakışı hafif öne eyik, daha çok yere bakardı. Bir şeye baktığı zaman kısaca bakardı, bir şeyi uzunca gözetlemez idi. Kişiliği yaratılış itibarı ile emsalsiz bir ahenklik ve güzellik içinde idi O mübareğin, sallalahu ve sellem.

KAREKTERİ
O hayatında hiç bir zaman, yaşadığı zamanda adet olduğu gibi, putlara veya putlaştırılmış şeylere tapmamıştır. O her zaman için Allah’ın tek ve bir olduğuna inanır idi. O yüce Allah’ın ismine en büyük saygıyı gösterip hiç O’nu hiç bir zaman gösteriş için kullanmamıştır. O mübarek yüce Allah’ın emirlerine, kendisinden evvelki peygamberlerin yaptığı gibi, harfiyen uyardı. O yüce Allah’tan en çok korkan ve ibadetlerde en önde gelen idi. İbadetlerini o kadar çok yapar idi ki çoğu zaman mübarek vücutunda yaralar oluşurdu. Günde ümmeti ve kendisi için yüzlerce kere tevbe ederdi. Yüce Allah’a daha yakın ve fani dünyadan daha uzak olabilmek için günlerce nafile oruç tutardı. Günlük zamanını 3’e bölüp, birini yüce Allah’a, birini ailesine ve birini kendisine ayırırdı. Sabrı ve mütevaziliyi emsalsizdi. Fakirlere yardım etmeyi emrederdi. Yemeğini muhtaçlar ile bölüşmeyi severdi, onları kendi nefsinden önde tutardı. Bir şeyi yediğinde ne kritize eder, nede över idi. O mübarek en yüksek karektere sahip idiKendisi hiç bir zenginlik biriktirmezdi. Hiç bir zaman zina gibi kötü bir şey yapmamıştır ve ümmetine de yasaklamıştır. Faiz almayı ve vermeyi de yasaklamıştır. Hiç bir zaman içki de içmemiştir. Ne gıybet etmiştir, ne de gıybet edilen yerde kalmıştır. O kadınlara haklarının (mihir, miras ve şahsi mülk gibi) verilmesini emretmiştir. Haksız yere herhangi bir canlının öldürülmesini yasaklamıştır. O dulların, öksüzlerin ve yolda kalmışların koruyucusu olmuştur. O her zaman kavgalıların arasını bulmakta ve akrabalık haklarının korunmasında gayret göstermiştir. O dünya tarihinde ilk kez kölelere, hatta hayvanlara dahi, haklarının tanınıp verilmesini emretmiştir. Kölelerin azad edilmesini teşvik etmiştir. İnsanların mallarının, hukuklarının, bağ ve bahçelerinin koruma altına alınmasını önermiştir. Esirlere güzel muamelede bulunulmasını emretmiştir, hatta onları yazı-okuma öğretme karşılığında serbest de bırakmıştır. O ailesine en güzel davranandı – merhametli, anlayışlı ve sevgi dolu idi. O açık kalbli ve açık görüşlü idi. Eğitimde ve öğretimde emsali bulunmıyan bir usta, günümüzün tabiri ile tam bir pedagog idi. Karşısındakinin seviyesine göre konuşurdu. Cümleleri açık şecik ve kolay, ama mana acısından değerli ve ağırdı. Hiç bir zaman uzun ve gereksiz yere konuşmaz idi. Başkalarının sözünü hiç bir zaman bölmeyip, onların bitmesini bekler idi. Konuştukları tam belirgin idi. Aklı son derece zeki ve keskin, görüşleri çok kâmil idi. Her zaman güler yüzlü ve muntazam idi. Birisinden bir hediye kabul ettiğinde, mutlaka o şahsa da bir şeyler verirdi. Başkalarının kusurlarına bakmaz, onlara kötü sözler söylemez ve onları kötülemez idi. Tartışmalarda bile sakinliğini muhafaza ederdi. Ümmetine ve ashabına çok düşkün idi. Kesinlikle ne peygamberlik dönemi olsun, ne de daha evvelki zaman da olsun, yalan söylememiştir, hatta şaka yaptığında bile yalan söylememiştir. Şakalaşmayı da severdi. Fakat güldüğünde kahkahaya kapılmaz daha çok gülümser idi ve mübarek dişleri inciler gibi pırıldardı. Bağırmaz ve hiç bir zaman vurmazdı. Ne kadınlara, ne çocuklara nede başka birisine mübarek eli kalkmamıştır. Bütün insanlara saygılı ve bilhassa yaşlılara karşı çok şefkatlı idi. Onları sık sık ziyaret edip onların ihtiyaçları ile ilgilenir idi. Her kime söz verdiği ise tam bir sağlamlıkla o sözü yerine getirirdi.

Onu tanıyan herkes, dost olsun düsman olsun, O mübareğin yüksek derecedeki emsalsiz ve örnek karekterini takdir edip kabûl etmiştir. O’nun içindir ki peygamberlikten çok daha evvel bile “El Emin – yani kendisine güvenilen” diye ün kazanmıştı. Bir keresinde inananların annesi konumunda olan Ayşe validemize Peygamber Efendimiz (sav)’i sormuşlar da, O şu yanıtı vermişti: “O yaşayan Kur’an idi.” Ve yüce Allah Kur’an-ı Kerim’inde O’nun hakkında şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz sen büyük bir ahlaka sahipsindir.” (Kur’an-ı Kerim 68:4). Sallalahu aleyhi ve Sellem.

Benzer KONULAR icin TIKLAYIN


 

Sohbet Girişi

 

Nick

 

Sifre

 
 
 

 

 Rastgele Konular
Son Eklenenler

 Rejimdiyetci.com  | Sohbetcileriz Forum

 Chat  Sohbet Chat Kanlları Sohbet -Rejim


Warning: file(identler.txt) [function.file]: failed to open stream: No such file or directory in /home/chatgulu/public_html/sayfa.php on line 875

Warning: array_rand() [function.array-rand]: First argument has to be an array in /home/chatgulu/public_html/sayfa.php on line 877
">