Delirium, beyin fonksiyonunun organik bir bozukluğu olup hafif
oryantasyon bozukluğu ve hafif zekâ değişimlerinden, belirgin
entellektüel fonksiyon kaybı, korkulu kuruntular, çılgınca huzursuzluk
ve koma vijil’deki tepki kaybına kadar değişen çeşitli durumları kapsar.
Bu akıl değişimleri çok çeşitli zayıf düşürücü durumlarla (hipoksi,
kalb hastalığı, üremi, diabetik ketoz), salisilatlarla, hipnotiklerle,
alkol ve eksojen zehirlerle prensipite olabilir. Yetişkinlere kıyasla,
çocuklarda enfeksiyona tepki olarak delirium daha sık görülür. İlk aşama
ilgi sürdürme güçlüğüdür, değişimler akşama doğru daha iyi görülür.
Emosyonel denge kararsızlığı, huzursuzluk ve olaylarla ilgili bilgiyi
kavrama ve sürdürme başarısızlığı belirgindir.Zaman ve yer bakımından
oryantasyon bozukluğu (bkz;.) (özellikle hasta bir durumdan başka bir
duruma geçtiği zaman), algı illüzyonları, anksiete ve aşırı aktivite
başgösterir. Kontrol sorunları geceleri şiddetlenir,çünkü genellikle
uyku ritmi bozulur,illüzyon olanağı artar ve metabolik değişimler
temeldeki durumu şiddetlendirebilir. Hastanın daha önceki kişiliği
psikozun muhtevasını ve yarattığı ajitasyon derecesini bir dereceye
kadar etkileyecektir. Fizik muayene, kaba tremorlar ve miyoklonus
gösterebilir. Normal EEG ritmi, akıl bozukluğu derecesine paralel bir
yavaşlama gösterir, ama fokal anomali göstermeksizin bilateral olarak
senkronize kalır. Delirium tedavisi, temeldeki durumun tedavisidir.
Gürültü çıkaran ve güç kontrol edilen hastaların yatıştırılmasında
sedatif kullanma eğilimine karşı koyulmalıdır, çünkü bunlar düşük
dozlarda yalnızca deliriumu arttırır ve yüksek dozlarda tehlikeli
olabilir.