|
|
 |
 |
Okunma |
|
247 |
ATASÖZLERİ ve
ÖZELLİKLERİ
Atasözleri, halk tarafından söylenen ve kendi içinde kapalı bir manası bulunan,
eğitici ve öğretici bir muhteva taşıyan özlü sözlerdir. Atasözlerinde muhteva
derinliği ve güzelliği yanında şekil güzelliği de dikkati çeker.
Atasözleri ezberlemesi, hafızada tutulması kolay, unutulması zaman isteyen
değerli ve düşündürücü sözlerdir. Her birinde bizleri doğruya iyiye ve güzele
götüren, yönlendirici ışıklar vardır.
Fikir yüklüdürler, geniş tecrübelerin ve denemelerin sonucu ortaya çıkmışlardır.
Az kelime ile çok şey ifade ettikleri için vecizdirler. Hemen hemen hepsinin
hakiki manasının altında mecazi bir mana vardır; asıl olan da bu manadır.
Atasözüne eskiden "darb-ı mesel" denirdi.
Türk atasözleri:
Divan-ı Lügat'it Türk' te “sav”, daha sonraki kaynaklarda ise “atalar sözü”,
“atasözü”, “mesel”, “darb-ı mesel” (çokluk: “dürub-ı emsal”) kavramlarında
ifadesini bulan ve atalarımızın tecrübelerini gayet açık ve güzel ifadelerle
günümüze taşıyan atasözlerimizin her biri birer hazine kıymetindedir.
Bunlardan bazıları il ve bölge sınırlarını aşmış, millî bir değer hâline
gelmiştir. Türk dilinin ilk yazılı kaynaklarıyla beraber örneklerine
rastladığımız atasözleri, Türk kültürünün tarihî ve coğrafî açıdan yaygınlığına
rağmen büyük ölçüde benzerlikler göstermektedir.
Türk şivelerinde “takmak”, “takpak”, “nakıl”, “makal”, “comak”, “söspek”,
“ülgercomak” gibi değişik terimlerle karşılanan atasözlerimiz arasındaki
ortaklık, küçük bir mukayese neticesinde bile hemen ortaya çıkabilir.
Özellikleri:
· Söyleneni belli değildir.
· Kısa ve özlü sözlerdir.
· Kalıplaşmış sözlerdir.
Örnek:
"Duvarı nem, insani gam yıkar." atasözünde “gam” yerine “üzüntü”
kullanılmaz.
· Genellikle geniş zaman ve emir kipi kullanılır,
· Mantığa dayanarak bir öğüt verir.
"Bugünün işini yarına bırakma!"
"Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır."
|