|
|
 |
 |
Okunma |
|
427 |
Nefi
denilince akla gelen ilk şeylerden biri hicivleridir.Hiciv
Divan Edebiyatı'nda
yermek,eleştirmek anlamında kullanılır.Nefi’nin sadece hicivleriyle ün salmadığını
ve kaside alanında da başarılı eserler verdiğini
,hatta ve hatta kaside denilince de akla gelen ilk ismin Nefi olduğunu az çok
edebiyat bilgisi olan bir çok insan bilir.Nefi öyle bir yazar ki, övgü ve yergi sanatını yani kaside ve hiciv sanatını bir arada kullanarak
büyük bir başarı elde etmiştir. Aslında birbirlerine zıt olan bu sanatları
uygulamak her baba yiğidin harcı değildir. Hicivlerinden dolayı ona genç yaşta
“Zari” mahlası verilmiştir.”Zari” günümüz Türkçesiyle “zararlı, faydası
dokunmayan” anlamları taşır.O öyle bir Hiciv sanatı işlemiş ki
1585 Erzurum defterdarı olan Gelibolulu Müverrih Ali, şiirlerini görmüş, beğenmiş
ve bu genç şaire Nef'i "Nafi” yararlı" mahlasını vermiştir.Ne kadar
yararlı bir şair, orası meçhul tabii.Öyle ki, Nefi yazmış olduğu hicivleriyle
dönemin birçok isminin nefretini ve öfkesini üstüne çekmeyi başarmıştır.
Dönemin Müftüsü ile aralarında geçen bir atışma oldum olası beni Nefi’nin büyük
bir şair olduğuna inandıran güzel atışmalardan biridir.Aslında güzel bir atışma
olduğu söylenemez; bilakis ağır sözlerle kurulmuş,destansı sözler içeriyor.Malum bizim Nefi oturtucu
sözlerin adamıdır.Dönemin müftüsü görünüşte Nef'i yi öven, fakat içeriğinde
Nef'i ye kâfir diyen bir beyit oluşturup halka sundu.Üstad Nefi’de boş durur mu
sanırsınız? Nefi’ye biri kafir diyecek ve Nef’i masum masum, hiçbir şey yokmuş
gibi davranacak.Üstad boş durmadı. Hemen bu beyite karşılık bir beyit de o yazdı:
"Müftü efendi bize kâfir demiş.
Tutalım ben O'na diyem müselman.
Lâkin varıldıktan ruz-ı mahşere,
İkimiz de çıkarız orda yalan."
diye cevap vermişdir.Bu öyle oturaklı bir beyitti ki,dönemin müftüsü bu beyite
karşılık olarak başka bir beyit yazma cüreti gösterememiştir.Yani kısacası Nefi
öyle bir hiciv ustasıydı ki sadece bir hicvinden dolayı bir çok insanın ağlamasına,
efkarlanıp dünyadan soğumasına sebep olabiliyordu. Biraz garip ama açıkcası
dönemin kabus, sinir bozucu şairlerin en önde geleniydi. Diline,kalemine pek
sahip olamadığından ölüm sebebi de yazıp çizdiği, karalayıp durduğu hicivleri
yüzünden olmuştur.Ölüme giden bu yolda hicivlerini üstüne basa basa söylemesi
beni çok güldürmüştür.
Öyle ki o zamanın sadrazamlarına şiir şeklinde küfür ettiği için bir kez
zindana atıldı; ama padişah bunu öğrenince kendisini affetti.1 ay sonra tekrar
küfür etti ve yine zindana atıldı ve yine padişah Allah'ın sabrı üç kezdir
diyerek, "bir kez daha affediyorum seni" dedi ve tekrardan bizim sivri
dilli Nefi'yi affetti. Aradan epey bir zaman geçti.. Bizde bir tabir vardır:
“Can çıkar huy çıkmaz” diye, malum bu söz tam bizim Nefi'ye göreydi Nefi
dayanamayıp ne de olsa beni tekrardan affedip bırakırlar diye düşündüğünden
olsa gerek, tekrardan küfrettiği için nihayetinde boğularak öldürülmüştür.Boğularak
öldürülmesinin sebebi de Nefi’nin tamamen kendi isteği dahilinde gerçekleştirilmiştir.Sonuçta
bir çok kez affedilmesine karşın, diline sahip çıkmayıp kendi ölüm fermanını
yine kendi elleriyle imzalamıştır
|