|
|
 |
 |
Okunma |
|
385 |
Nuray Bartoschek
Özellikle
son dört yıldır Milli Eğitim Bakanlığının İlköğretim altıncı sınıf Türkçe
ders kitabında “Sevgi Paylaştıkça Çoğalır “ ve sekizinci sınıf
Türkçe ders kitabında "Dünyada Her yerde Sevgi Var" yazım
yayımlandıktan sonra yurdun dört bir yanından öğrencilerden ya da öğrenci
ailelerinden “özgeçmişimin ödev olarak verildiği “ ile ilgili yardım isteyen
iletiler almaya başladım. İnternet ortamında yapılan araştırmalarda
sonuçsuz kalıyor elbet. İsmimi yazıp araştırdığınız zaman yüzlerce, hatta
binlerce sayfa açılıyor, yazılarım, fotoğraflarım var, ama özgeçmişime ait
hiçbir bilgi yok.
Özgeçmiş
denince, iş başvurusu için yapılan ciddi, hatta biraz asık suratlı yazılar
geliyor gözlerimin önüne. Doğum yeri, Doğum tarihi, Bitirdiği okullar,
çalıştığı işyerleri filan…
Oysa ben yaşama
gülümseyerek bakıyorum. Kimi zaman 20 yaşındayım, kimi zaman 60. Okulları
bitirip, diplomalarımı aldım, sağlık, turizm, basın alanlarında
çalıştım. Bedenim bunca yıl çalışmanın bedeli olarak emekli maaşı
alırken, ruhum asla emekli olmamaya kararlı.
Yaşantım boyunca
her saniyemi tıka basa doldurarak yaşadım ve yaşamaya özen gösteriyorum. Asla
bir kenarda “Şimdi ne yapsam acaba?” diyeceğim denli boş zamanım olmadı.
Okudum, yazdım, çizdim, boyadım, resimler yaptım, fotoğraflar çektim, sergiler
açtım, başka kültürleri tanımak için yollara düştüm, ip atladım, uçurtma
uçurdum, deniz kabukları topladım. Yeni insanlara , yeni yaşamlara merhaba
dedim. Davet edildiğim okullarda öğrencilerin hiç birisi nerede doğduğumu,
yaşımı, hangi okulları bitirdiğimi sormadı. Ama pek çoğu yazmaya ne zaman
ve nasıl başladığımı sordu. Ya da sürekli nerede yaşadığımı, yazılarımın
nerelerde yayımlandığını sordular. Yazılarımda adı geçen kahramanların gerçek
yaşamdan mı, birer kurgu kahramanı mı olduklarını sordular.
Haydar’a ne oldu,
ondan haber aldınız mı? Yadigar ve Sanem’e biz de yazabilir miyiz, yardımcı
olabilir miyiz? Dediler. En güzeli ve bence yazının amacına ulaştığını gösteren
en önemli soruyu sordular : “Biz sevgimizi başkalarıyla paylaşabilmek için
neler yapabiliriz?”
Ve yanıtlarını
yine kendileri verdiler. Onların yanıtları benim geleceğe umutlarımı yeşertti.
Kimi zaman
bir minik öğrenci yanıma gelip “Size dokunabilir miyim” dedi. Bir diğeri
gizlice kağıt tutuşturdu elime “Benim de Nuray annem olur musunuz?” yazıyordu
kağıtta. Her yıl yeni çocuklarım oldu yurdun dört bir yanından.
Hani yine de
dersimiz için gerekli nerede doğdunuz, nerelerde okudunuz derseniz, kısaca
anlatmaya çalışayım: (Ama bana sorarsanız yazımın bütününü öğretmeninize
sunmanız daha iyi olur, böylece beni daha yakından tanımış olursunuz)
Doğum yerim
Eskişehir olmasına karşın ilk, orta ve lise öğrencilik yıllarım Denizli’de
geçti.
Türkçe kitabında
yayınlanan “Sevgi Paylaştıkça Çoğalır” yazımda adı geçen Hasan, İbrahim ve
Haydar’la yatılı olarak okuduğum ve yalnızca hafta sonlarında ailemin yanına
gidebildiğim Denizli Sağlık Kolejinde (şimdiki adıyla Sağlık Meslek Lisesi)
okuduğum yıllarda tanıştım. Yıllar sonra karşılaşmamız ise yine Denizli’de
oldu. Zaman zaman okullara söyleşi için davet ediliyorum. Bana en sık
sorulan soru ise Yadigar ve Sanem kardeşlerin gerçek mi, kurgu mu oldukları.
Yadigar ve Sanem kardeşler 16 yıldan buyana yaşamakta olduğum
Fethiye’deler ve bu yıl Kız Meslek Lisesi 9. sınıfta
okuyorlar. Hala görüşüyoruz ve sekiz yıldır bana “Nuray anne”
diyorlar. Denizli Sağlık Meslek Lisesinden mezun olduktan sonra
İstanbul, İzmir , Denizli ve Ankara illerinde hemşire olarak
çalıştım. Ankara’da gece hastanede nöbet tutarken bir yandan A.Ü. Dil ve Tarih
Coğrafya Fakültesi İtalyan Dili ve Edebiyatı’na devam ettim. Sonrasında
Çek asıllı Alman eşimle birlikte yeni bir sayfa açıldı yaşamımda. Bir
süre Almanya’da yaşadık, sıkça başka ülkelere seyahatler ettik Şu an 15 yaşında
olan kızım Lara’nın doğumundan sonra tekrar üniversite sınavlarına girdim ve
A.Ö.F Halkla İlişkiler bölümünü bitirdim. Bir yandan turizm
asistanı, otel yöneticiliği, basın ve halkla ilişkiler müdürlüğü gibi
görevlerde bulunurken, öte yandan Türkçe öğrenmek isteyen yabancılara Türkçe
dersleri verdim.
Yazmaya ne zaman
başladığıma gelince… Yazar olmadan önce iyi bir okur olmaya çalıştım.
İlköğretimi bitirdiğim zaman Türk ve Dünya klasiklerinin çoğunu okumuştum. İlk
şiirim henüz ilköğretim üçüncü sınıfta okurken Türkiye genelinde yayımlanan bir
dergide yayınlandı. Sonrasında da öğrencilik yıllarımda şiir dalında çeşitli
yarışmalarda ödüller aldım. Öğrencilik yıllarımdan başlayarak günlük tuttum ve
öyküler yazmaya devam ettim.
Yazılarım ve
çevirilerim yerel ve ulusal gazetelerde, deniz, dalış, yelken
dergilerinde yayımlandı. Muğla Gazeteciler Cemiyeti tarafından Gezi- İzlenim ve
Araştırmacı yazı dallarında ödüller aldım.
On yıldan
buyana Başkent Üniversitesi yayın organı olan Bütün Dünya dergisinde kadrolu
yazar olarak yazmaktayım. Bir yandan da yıllardır yazdığım yazılarımı sonunda
bir kitapta toplamak için çalışmaktayım.
Yaşadığım sürece
iyi bir okur olmaya ve yazmaya kararlıyım.
Her ne kadar
klasik bir özgeçmiş yazısı olmadıysa da, öğrenci kardeşlerime yardımcı
olabildiğimi umuyorum.
Hepinize başarı,
sevgi, umut dolu yarınlar dilerim.
ÖdevLerin Devamı için TıkLayın
|