|
|
 |
 |
Okunma |
|
291 |
Vajinitler yani vajinanın enfeksiyonları mantar, parazit veya bakteri
enfeksiyonlarına bağlı olarak meydana gelirler. Bazı durumlarda bu
etkenlerin ikisi veya tümü birden beraberce enfeksiyon yaratırlar.
Vajinitler bu sitede bir konu başlığı olarak yer almalarına karşın, tümü
cinsel yolla bulaşmazlar.
Genital Mantar Enfeksiyonu
Kadınların yaklaşık %75'i hayatlarında en az bir kez, önemli bir
kısmı ise senede iki veya daha fazla vajinal mantar enfeksiyonu atağı
geçirirler. Gebelik, doğum kontrol hapı kullanımı, uzun süren
antibiyotik kullanımı ve tedavi edilmemiş şeker hastalığı mantar
enfeksiyonunu kolaylaştıran etkenlerdir.
Candida Albicans veya Torulopsis Glabrata adı verilen iki mantar
türünün neden olduğu bu vajinit türünün en sık görülen bulgusu vulva ve
vajinada yoğun kaşıntıyla birlikte peynir kesiği şeklinde, beyaz renkli,
kokusuz akıntıdır. Bazen akıntı çok yoğun olabilir. Dış genital bölgede
enfeksiyonun kendisine ve kaşıntıya bağlı olarak kızarıklık ve ödem
oluşmuş olabilir. Bazı durumlarda kaşınmanın yarattığı tahriş idrar
yaparken yanmaya neden olabilir. İleri durumlarda vajinal mantar
enfeksiyonları ilişki esnasında ağrıya da neden olabilmektedirler.
Bu şikayetlerle başvuran bir kadında tanı koymak kolaydır. Gerektiği
durumlarda vajinal salgı örneklerinde mantarı görmek veya kültürde
mantarı üretmek gerekebilir.
Bazı durumlarda hiç bir şikayeti olmayan bir kadının genel
jinekolojik muayenesinde veya alınan papsmear örneğinde mantar
saptanabilmektedir. Böyle bir durumda doktorların bir kısmı mutlak
tedavi önermekte, bir kısmı ise şikayet yaratmayan mantarlara ilaçla
müdahale etmenin gerekli olmadığı görüşünü taşımaktadırlar. Hangi
yaklaşımın doğru olduğu net olarak bilinmemekle birlikte mantarların
vajinada hiçbir belirti yaratmadan yıllarca yaşayabildiği bilinmektedir.
Dahası, şikayet yaratmayan bu mantar hücrelerini genital sistemden
atmaya çalışmak kadını sonraki yaşamında mantar enfeksiyonundan muaf
tutmamaktadır. Tekrarlayıcı özelliği olmayan (sık ortaya çıkmayan)
genital mantar enfeksiyonu cinsel yolla bulaşan bir hastalık olarak
kabul edilmez. Tekrarlayan mantar enfeksiyonlarında ise eş tedavisi
başarılı sonuç verebilmektedir.
Mantar enfeksiyonunun tedavisinde günümüzde çok sayıda ilaç seçeneği
bulunmaktadır. Hafif enfeksiyonlarda vajinaya fitil uygulaması, vulvaya
krem uygulaması şeklinde tedavi önerilmekte, daha ağır enfeksiyonlarda
veya fitil kullanamayanlarda ise tek dozlu ilaçlarla tedavi çoğu durumda
başarılı olmaktadır.
Tekrarlayıcı enfeksiyon durumunda öncelikle mantar enfeksiyonunu
kolaylaştıran etkenler göz önünde bulundurulmakta ve tek doz tedavi
yerine uzun süreli tedaviler tercih edilmektedir.
Mantar enfeksiyonu geçiren kadınlarda eş tedavisinin gerekli olup
olmadığı tartışmalı olmakla birlikte, mantar enfeksiyonunun esasen kadın
genital sisteminin bölgesel bağışıklığının geçici olarak azalmasına
bağlı olarak oluştuğu gerçeği göz önünde bulundurularak bu tedavinin
gereksiz olduğu düşünülmektedir. Bu konuda doktorların yaklaşımları
farklı olabilir.
Tedaviye cevap en erken 2. günde alınabildiğinden şiddetli kaşıntı
nedeniyle günlük yaşamı olumsuz etkilenmiş kadınlarda bölgesel kaşınma
belirtisini ortadan kaldırmak için ek ilaçlar kullanmak gerekebilir.
"Kronik Mantar Enfeksiyonları"
Bazı kadınlarda alt genital bölgede inatçı kaşıntılar meydana gelmiş
ve bu kaşıntılar defalarca mantar enfeksiyonu tanısıyla tedavi edilmeye
çalışılmış olabilir. Kronik mantar enfeksiyonu gerçekte çok ender
görülen bir durumdur. İleri incelemelerde bu kadınların çoğunda dış
genital bölgede gerçekte bir allerjik reaksiyon veya ciltte enfeksiyona
bağlı olmayan bir dermatit durumu söz konusudur. Böyle bir durumda
mantar ilaçlarıyla belirtilerin geçirilmesi mümkün olamamaktadır.
Trikomonas Enfeksiyonu
Trichomonas Vaginalis kuyruklarıyla hareket eden ve vajinal ortamda
kolaylıkla üreyerek vajinit yapabilen bir parazittir. Bu mikroskopik
parazitin cinsel yolla bulaştığı düşünülmektedir. Henüz yeterince
kanıtlanmamış olmasına karşın ortak kullanılan tuvaletlerden,
havlulardan ve iç çamaşırlardan, havuzdan da bulaştığı düşünülmektedir.
Trikomonas vajinitinin en sık görülen belirtileri sarı, köpüklü, kötü
kokulu bol vajinal akıntı ve sıklıkla vulvada (genital bölgenin dış
kısmında) kaşıntıdır.
Trikomonas vajiniti sıklıkla altta anlatılacak olan Gardnerella vajiniti ile birlikte bulunur.
Tedavide fitil veya tablet şeklindeki ilaçlardan faydalanılır.
Trikomonas enfeksiyonu sıklıkla belirti vermeyen bir enfeksiyon
türüdür. Mantar enfeksiyonunun aksine hiçbir şikayeti olmayan bir
kadının muayenesinde tesadüfen saptandığında da mutlaka tedavi edilmesi
önerilir. Bunun nedeni bu enfeksiyonun cinsel ilişkide kolaylıkla diğer
tarafa bulaşabilmesidir. Trikomonas enfeksiyonunun gebelik döneminde
suların erken gelmesine ve erken doğum tehdidine neden olduğu da
düşünülmektedir.
Trikomonas vajiniti cinsel yolla bulaşan hastalıklar grubunda yer
aldığından kadının eşinin de tedavi edilmesi önemlidir. Trikomonas
enfeksiyonu taşıyan bir erkek çoğunlukla hiçbir hastalık belirtisi
göstermez ve tek bir ilişkide bile enfeksiyonu eşine kolaylıkla
bulaştırabilir
Enfeksiyondan korunmada cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunma
önlemlerine uyulması çok önemlidir. Ortak kullanıma açık tuvaletlerde
dikkatli olmak, iç çamaşır ve havlu gibi özel eşyaları başkalarıyla
paylaşmamak ve "temiz" olduğundan emin olunmayan havuzlara girmemek
uyulması gereken diğer kurallardır.
Gardnerella Vajiniti (Bakteriyel Vaginosis)
Bu vajinit türü vajinanın normal bakteri florasının doğal bileşeni
olan ve vajinayı enfeksiyonlara karşı koruyan laktobasil bakterilerinin
sayıca azalması ve bunların yerini başta Gardnerella Vaginalis olmak
üzere diğer bazı bakterilerin almasıyla oluşur.
"Flora" vücudun mukozalarında (bağırsak, ağız, burun, vajina) ortama
zarar vermeden ve hatta bazı önemli işlevleri yerine getirmek için
bulunan bakterilerin oluşturduğu topluluktur.
Gardnerella, vajinada laktobasiller sayıca normal olduğu sürece çoğalma gücüne sahip değildir.
Vajinanın doğal bakteriyel ortamını oluşturan laktobasillerin sayıca
azalmasına neden olan etkenler tam olarak bilinmemekle birlikte sık
cinsel ilişki, vajinanın içinin yıkanması gibi etkenlerin önemli rolü
olduğu düşünülmektedir.
Gardnerella vajiniti vajinitler arasında en sık görülendir ve direkt cinsel yolla bulaştığı düşünülmemektedir.
Bu vajinit türünün en sık görülen belirtisi sarı-gri renkli akıntı ve
özellikle cinsel ilişkiden sonra belirginleşen kötü kokudur. Bu koku
çoğu durumda balık kokusuna benzer.
Gardnerella vajiniti gerek genital hijyeni bozması nedeniyle gerekse
pelvik enfeksiyon riskini artırması, gebelik döneminde erken doğum
tehdidi, suların erken gelmesi, doğum sonrası enfeksiyon oluşumu gibi
sorunlara neden olabilmesi nedeniyle mutlaka tedavi edilmesi gereken bir
durumdur. Tedavi için fitil ve tablet şeklinde ilaçlar
kullanılmaktadır.
|