Bu ay boyunca her zamanki normal yeme
düzenini değiştirmeden, mümkün olduğu kadar hızlı sindirilen yiyeceklere
göre lif ihtiva eden ve yavaş sindirilen gıdaları tüketmek oruç tutmayı
kolaylaştırır. Çünkü yavaş sindirilen besinler 8 saatte sindirilirken,
hızla sindirilen gıdaların sindirimi 3-4 saate düşer. Lifli gıdalara
hububat, yulaf, irmik, fasulye, mercimek ve kabuklu pirinci örnek
gösterebiliriz. Bu besinlerin sindirimi yavaştır. Böylece karnımız
iftara doğru daha az acıkır. Hızlı sindirilenler ise beyaz un ve şeker
ihtiva eden besinlerdir. Bu besinler çabuk yakılarak iftarı daha aç bir
şekilde beklememize sebep olur. Orucun fizyolojik etkileri kan şekeri
düşüklüğü, kolesterol düşüklüğü, büyük kan basıncındaki düşüklüktür.
Müslüman ve Müslüman olmayan bilim adamlarının yaptığı araştırmalara
göre oruçlularda pek çok tıbbî hastalıkta iyileşme gözlenirken, oruç
tutmakla herhangi bir hastalığın kötüleştiğine dair bulgu tespit
edilmedi. Ayrıca oruç tutan insanlarda önemli psikolojik değişiklikler
de gözlenir. Oruçlu insan daha sakindir. Nefsine hakimiyet duygusunun
verdiği özgüvenle kendisiyle daha barışıktır. Bireylerdeki bu hava
topluma da yansır. Ramazan ayında suç oranları düşer. Bunda, yılda on
bir ay içki içen şahısların bile Ramazan ayı boyunca da olsa alkol
almaktan vazgeçmesinin rolü büyüktür.
İftarda hafif yemekler yiyin
Orucun
detoksikan, yani toksinlerden temizleyici etkisi olduğu biliniyor. Oruç
tutan insanlar, belirli bir şekilde beslendikleri için, organizma 1 ay
boyunca dinleniyor. Bir anlamda sağlığına kavuşuyor. Oruç tutan
insanların dikkat edecekleri birkaç nokta var. En önemlisi, iftarda ve
sahurda birdenbire ve çok fazla yemekle mideyi doldurmamak. Ani mide
gerginliği, hem tansiyon yükselmesine hem de nörolojik hormonların hızlı
salgılanmasına yol açar. Az ve sık aralıklarla yemek en idealidir.
Yemeklerin seçiminde ise, çok yağlı, çok tuzlu ve aşırı tatlı
gıdalardan kaçınmak gerekir. Bunların yerine hazmı kolay, mide bağırsak
sisteminde uzun süre kalacak lifli ve selülozlu yiyecek tercih edilmeli.
Maddi imkanlar el verdiğince iftar sofraları zeytin, hurma, çorba,
sebze yemeği, meyve ve tatlıyla donatılır. Ağır tatlılar, reçeller,
pastırma, sucuk, zeytin gibi tuzlu gıdalar, 12 saat aç kalmış bir mideye
ağır gelir. İftar sofrasında tadımlık türden yiyecekler olmalı. En
iyisi hafif bir çorba, bir sebze yemeği, etli de olabilir; ama fazla
yağlı olmamalı. Mutlaka yoğurt ve meyve tüketilmeli. İftarda yemeğe
başlangıç için beyne doygunluk hissi veren çorba çok uygun bir
yiyecektir. Ramazan aynı zamanda çeşit çeşit tatlıların sofralarda
mutlaka yerini aldığı bir zamandır; ama çok ağır ve yağda kızartılmış
tatlılar yerine sütlü tatlılar tercih edilmeli. İftarda yenen ağır
yemekler yağa dönüşür İftardan sonra az az ve sık yenilmeli. İftardan
sahura kadar geçen vakitte bir öğün eklenip hafif gıdalar alınabilir.
Gece metabolizma hızı düştüğü için iftarda yenen ağır yemeklerin çoğunun
yağa dönüşme ihtimali yüksektir. İftara peynir, zeytin gibi basit
yiyeceklerle başlanması, normal yemeğe ise saat 20.00-21.00 sıralarında
geçilmesi daha iyi olur. Normal bir insanın günlük su ihtiyacı 2-2,5
litredir. O nedenle mümkün olduğu kadar 6-8 bardak kadar su, gece
boyunca mutlaka tüketilmeli. Bunun yanında meyve suyu, ayran gibi sıvı
içecekler de alınabilir. Bir diğer önemli konu ise, iftardan sonra ve
dolu mideyle kılınan teravih namazı. 20 rekatlık bu namazı kılanlar için
hayati tehlike söz konusu olabiliyor. Benim tavsiyem, oruç tutanların,
yiyeceklerinin bir kısmını teravih namazından sonraya bırakmaları.
Oruçluların karşılaştığı sağlık sorunları
KABIZLIK:
Aşırı
rafine gıda alan, az su içen ya da lifsiz beslenen oruçlularda
görülebilir. Kabızlık nedeniyle hemoroid ve karın şişmesi de oluşabilir.
Önlem olarak çikolata, pasta gibi rafine gıdalardan sakınılmalı, su
içmeyi artırmalı ve lifli gıdalar alınmalı.
TANSİYON DÜŞMESİ:
Öğleden
sonraları oruçlu insanlarda tansiyon düşmesi olabilir. Az sıvı alınması
ve tuzsuz yenmesi tansiyon düşmesini artırabilir.
BAŞ AĞRISI:
Özellikle
iftara doğru baş ağrısı görülebilir. Eğer düşük kan basıncı ile
birlikteyse baş ağrısı ciddi olabilir ve iftar öncesi kusma yapabilir.
KAN ŞEKERİNİN DÜŞMESİ:
Halsizlik,
titreme, kötü konsantrasyon, fiziksel aktivite yapamama, baş ağrısı,
çarpıntı, kan şekeri düşmesinin sonuçlarıdır. Sahurda aşırı şekerli
yemek ensülin salınımını artırarak gün içinde kan şekeri düşmesine sebep
olabilir.
MİDE YANMASI,
ONİKİPARMAKBAĞIRSAĞI ÜLSERİ:
Ramazan’da
boş midede oluşan asit salgısının artması mide hastalıklarını ortaya
çıkarabilir. Kahve, kola ve acılı yemekler de mide hastalarına olumsuz
etkide bulunur. Özellikle mide şikayeti olanlar doktoruna danışarak oruç
tutmalıdır.
Sahura mutlaka kalkın
Sahura kalkmak yerine
gece yiyip yatmak hiç doğru değil. Sahurda da mutlaka su içilmeli ve
sıvı alımına dikkat edilmeli. Yiyecek olarak da çorba tarzı, az yağlı
yapılmış sebze, zeytinyağlı yemekler veya hafif kahvaltılardan biri
seçilebilir. Pilav veya hoşaf doğru bir tercih değildir. Kan şekerinin
düşmesini önlediği için de mutlaka ekmek yenmeli.
Ramazan ayında
kısıtlanması gereken durumlar
Kızartmalar ve yağlı yiyecekler
Çok şekerli yiyecekler
Sahurda aşırı yemek yeme
Sahurda çok çay içme (Çay daha fazla idrar oluşturur ve bazı değerli minerallerin idrarla kaybına yol açar).
Sigara içmek
İftarda
aşırı yemek yeme (İftarda az miktarda karın doyurulduktan sonra
yatmadan 1 saat önce meyve suları, yoğurt veya daha hafif yiyecekler
alınması uygun olur).
Hurma,
badem ve muz
Şeker,
fibrin, karbonhidrat, potasyum ve magnezyum kaynağı hurma; protein ve
fibrinden zengin badem ve yine potasyum, magnezyum ve karbonhidrattan
zengin muz, Ramazan’da yenmesi tavsiye edilen besinlerdir. Ayrıca, iftar
ve sahur arasında mümkün olduğu kadar sıvı ve meyve suları içilmelidir.
Böylece vücudun su ve elektrolit dengesi muhafaza edilmiş olur.
Şeker hastaları doktora danışmadan oruç tutmamalı
Türkiye’de
sayıları 2,5 milyonu bulan şeker hastaları için Ramazan ayının
özellikle dikkat isteyen ayrı bir boyutu var. Ensülin bağımlısı olan
şeker hastaları, sürekli diyet ve egzersiz isteyen bir yaşam
sürdürüyorlar. Oruç tutmak sağlıklı insanın metabolik dengesini
değiştirmez. Şeker hastaları için ise oruç tutmak sakıncalı olabilir.
Ensülin bağımlısı bir diyabetik, enjeksiyondan 30 dakika sonra bir
şeyler yemek zorundadır. Yapılan ensülinin günlük dozuna göre en az 5-6
öğün yemesi şart. Bunu yapmazlarsa, şeker düşüklüğü sonucu hayati
tehlike söz konusu olabilir, oruç zorunlu olarak bozulur. Şeker
hastalarının diyetleri, ‘çok öğünlü yemek’ esasına dayanır. Özellikle
şeker hastalarına oruç kesinlikle tavsiye edilmemeli. Şeker hastalığı
olup olmadığını bilmeyenler, tok karnına şeker tahlili yaptırmalı.
Oruç, bir kilo verme yöntemi değildir
Oruç
tutmak, sağlıklı insanlar için farzdır. Kesinlikle kilo verme yöntemi
değildir. Zayıflamak için diyet yapan insan, Ramazan ayında da devam
eder, ama kilo vermek için oruç tutan insanların kilo veremedikleri
biliniyor. Hareket azaldığı için kilo vermeleri de zorlaşıyor. Aç
kalarak yaptığımız tek şey, metabolizmayı zayıflatmaktır. Bu da tam
tersi, zayıflamayı zorlaştırır. Oruç tutup zayıflamak isteyenler çok
ağır beslenmesinler. Bir iftar yemeği en az yarım saat sürmeli ve aşırı
yükleme önlenmeli. Çünkü, mideyle beyin arasında, tokluk hissi veren
bilgi alışverişi 20 dakikada gerçekleşiyor. Ağır yemenin faydası burada.
Kesinlikle yiyeceklere saldırmayın. İftardan birkaç saat sonra meyve
yenebilir. İftarda kahvaltılık yendiyse, birkaç saat sonra ana yemek
alınabilir.
ÖNERİLER
İftar ve sahur
arasında bol su içilmeli. Mümkünse çay ve kahve, yemeklerden yarım saat
sonra içilmeli; açık ve şekersiz olmasına dikkat edilmeli. Sahura
kalkmak ihmal edilmemelidir. En azından gece geç saatte bir şeyler
yenilmeli. Yemekler iyi hazmetmek için sakin sakin yenmeli. Stres,
sindirimin bir numaralı düşmanıdır. Yemek yerken işinize ara verin.
Tartışmaktan ya da işleri düşünmekten kaçının. Sindirim ağızdan başlar.
Yediklerinizin iyi hazmedilmesi için öncelikle ağızda iyi çiğnenmesi
gerekir. Lokmaları iyice öğütünceye kadar çiğneyin. Lokmaları iyi
çiğnemek yeterince tokluk duygusu vereceğinden, daha az yemek yemenizi
sağlar. (Yemek yerken konuşmamaya çalışın. Hava yutmak, mide ve
bağırsaklarda gaz oluşmasına neden olur). Böylece yemek sonrası mide
rahatsızlıklarından da kurtarır. Yemek yerken dik oturun. Rahat bir
şekilde oturun; sırtınız dik olsun, bacak bacak üstüne atmayın. Böylece
sindirim sisteminin daha rahat çalışmasını ve iyi hazmetmesini
sağlarsınız.